gündem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gündem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2010 Salı

ÜTÜ

En başta söylenmesi gerekeni en başta söyleyeyim son dönemde bütün mevzum bu askerlik, sanki her erkek gitmiyormuş gibi. Bence de abartıyorum hatta bokunu çıkartıyorum artık mevzunun. Ama yaşayan bilir(erkekler ve israilli hatunlar :D). Kısacası gündemim askerlik.

Efem bendeniz, bugün sevk almak için askerlik şubesine gittim. Daha önceden bir sefer tecil yaptırmak ve bir seferde tecil bozdurmak için gitmiş birisi olarak artık doldurmadık form bırakmadığıma çok emindim. Ama şubedekiler aradaki zamanda boş durmamış yeni yeni formlar çıkartmışlar. Aynı formdan birkaç tane doldurmak ayrı bir işkence ama bende inadına her formda sonucu etkilemeyen bir kaç değişiklik yaptım( 1. formda hayır yazdığım yere 2.sinde hayır yok yazmak gibi). Doldurduğum formun attığım imzanın haddi hesabı yok -ki ben imza atmayı sevmiyorum güzel bir imzam olmamasından dolayı-. Neyse onu doldur, bunu işaretle, şunu imzala derken kadın bana 5tl kağıt ve o anda saymaya uğraşamayacağım kadar çok bozuk para vermesin mi bence versin. Ben şaşırdım tabi dedim 'bu ne (be) ?' 'yemek parası, sınava girdiğinde içeriden yemek alman için.' dedi bende 'heeee' dedim şimdi sizi kandırmaya çalışmanın manası yok. Gördüğünüz üzere devletimiz-ordumuz çooook düşünceli çook, benim karnım aç kalmasın diye para bile veriyorlar. Sonradan imzaladığım evraklardan bir tanesinin bende kalan nüshasından gördüğüm üzere tamı tamına 9 lira 95 kuruş para almışım bunu da beyan etmişim. Tabi ben bu kağıdı ilk gördüğümde 'lan keşke 5 kuruş daha vereydim de(evet verseydim'i vereydim yaparım ama yinede de'yi ayrı yazarım böylede bir yapım var) iki beşlik alsaydım diye düşündüm ama iş işten geçmişti tabi.

En sonunda komutana da imzalattıktan sonra görevli memura geri götürdüm ve bana 'sakın açma' diyerek verdiği sarı zarfı aldım. Bu sırada da bir yandan anlatıyor; 1-2-3 nisanda etimesgut zırhlı birlikler bilmem nesinde sınava gireceksin. Ben 2 soru sordum. 1) Sınava giderken de saç sakal kestirmem gerekiyor mu? 'Hayır o kadar da değil' cevabıyla rahatlayınca böyle sempatik bir hava olunca dayanamadım 2. sorumu sordum; 2) Bu sınava girmesem ne olur ki? 'Bakaya olursun daha ne olsun' cevabını alınca anlamış gibi 'hmmmmm' dedim ama galiba asker kaçağı sayılırmışım. Teşekkür edip sivilde arayacağımı söyledim( hayal gücüm). Haa bu arada unutuyordum 'ilk gün kalabalık olur 2. gün git' dedi sınava bende 'doğum günümde gidip sürüneyim mi yani(evet hazır olun doğum günümü kutlayın ona göre ayağınızı denk alın sizlerde)' diyemedim(diyemedim diyemedim/ gururum engel oldu gitme kal diyemedim) onun yerine teşekkür edip bir süreyi aştığında daral getiren ortamı terk-i diyar(!) eyledim.

12 Şubat 2010 Cuma

Ergenekon'a farklı bir yönden bakış

Başlıkta farklı bir yönden bakış dedim ama olay hiçte öyle değil. Dosdoğru bir bakış ama tarafsız bir bakış mı, bunu garanti edemem. Aslında dün kanal 6'nın sahibinin de ergenekon nedeniyle göz altına alındığını duyunca yazmaya karar verdim. Zaten bugüne kadar defalarca tekrar edilmiş 'ergenekon doğru' veya 'ergenekon yalan' meselesine girmeyeceğim, girersem çıkamayacağım. Ancak gözümüzün içine baka baka 'siyasi bir dava değildir' yalanını söylemelerine katlanamıyorum. Bu ülkede siyasi olmayan ne var ki, size karşı olanları cezalandırma siyasi olmasın?

Bu ülkede siyasete karışmayan tek bir kurum ismi söyleyemem, aklıma gelmez ama sizin bildiğiniz varsa beni de aydınlatın. Bütün kurumların bu durumda olduğunu söyledim ama Adalet sistemimiz bu kurumların önde gelenlerinden. O yüzden değil midir aynı kişilerin çıkıp beğenmedikleri karar için 'siyasi bir karar', beğendikleri karar için 'türk adaletine güveniyoruz', 'mahkeme kararını verdi herkesin saygı duyması lazım' gibi bir önceki söylemlerini tutmayan, önceki söylemlerini yalanlayan sözlerini doğal kabul edip üstünde durmamamız? Bu sözlerim her iki taraf içinde geçerli, anayasa mahkemesinin, danıştayın aldığı çoğu iptal kararının arkasında da bu siyasete batmışlık yok mu? Ergenekon'da hakkında daha doğru dürüst bir suçlama olmayanların hapislerde çürütülmesinin arkasında da bu yok mu? Zamanında gerçek darbe yapanlar bugün emeklilik keyfi çatarken olmamış bir darbenin haberdar olmayan zanlılarının içeri tıkılmasını başka nasıl açıklarız?

Evet sonunda asıl konuya geliyorum, yaptıkları hükumet karşıtlıkları yüzünden 'pişt ergenekoncu gel lan bakalım sen buraya!' denilip içeri tıkılanlardan bahsetmek niyetindeydim. Şimdi bu konudan da çok bahsedildi yine farklı bir yön değil diyebilirsiniz, haklısınız. Ama asıl bahsetmek istediğim de bu değil zaten. Bir Ankara Ticaret Odası(ato) başkanı Sinan Aygün vardı, hatırladınız mı? 'Harbiden yaaauuu vardı öyle biri' dediğinizi varsayıyorum. Hani bu kişi seçimlerde demokrat parti(dp)'den milletvekili adayı olmuştu ve bir gün kendisine 'pişt ergenekoncu gel lan bakalım sen buraya!' denilene kadar neredeyse haftada bir ato'nun yaptığı; gerçek enflasyon, açlık sınırı, gelir dağılımı araştırması... gibi görevdeki hükumeti zor durumda bırakabilecek-bırakan- anketleri-kamuoyu araştırmalarını çıkıp tivilerde, gazetelerde anlatırdı. Dediğim gibi ta ki ergenekondan içeri tıkılana kadar. O dalgada 21 kişi içeri içeri alınmış ve Mustafa Balbay(daha sonra tekrar içeri alındığını ve hala içeride tutulduğunu biliyorsunuz) ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılırken geri kalanlar tutuklanmış, TOBB başkanının sinan aygün tutuklanınca nasıl isyan ettiğini de hatırlar mısınız? Peki bu isyandan bir kaç gün sonra sinan aygün'ün tutuksuz yargılanması kararının çıkması gibi bir tesadüf olduğunu? Ve o gün bugündür ben artık ne tivilerde, ne gazetelerde sinan aygün'ü veya ato'nun araştırmalarını göremiyorum. Yani sindirme başarılı 'mişınn kompilit'.