27 Şubat 2010 Cumartesi

ven ay vaz e yang*

Yazı başlığı seçme kriterleri konusunda bir uzman değilim ama kişisel olarak uzun ve açıklayıcı başlıklardansa ilgi çekici bir başlığı olan yazı beni her zaman çekmiştir. Zaten benim için yazı başlığı şekildir önemli olan içeriktir, tıpkı insan isminin şekil insanın kendisinin içerik olması gibi. Yani sabahtan beri sizi şekilci birisi olmadığıma inandırmaya çalışıyorum(buradan bütün şekilci arkadaşlara selam ederim). Aranızdan birini bile kandırabilir isem aman ikna edebilir isem diyecektim 'laf kıvırdı'(bir nejat uygur terimi) ne mutlu bana, ne mutlu ona. Ayrıca belirtmek isterim ki bu yukarıdaki 'isem' olayı tamamen google chrome kaynaklı bir ibnelik firefoxum olsaydı şimdi 'kandırabilirsem' şeklinde yazıp geçmiştim. Her zaman dediğim gibi tabi, bunların hepsi şekilcilik önemli olan içerik(şimdi içeriği sorgulamayın ama, ama olmaz ama)! Demek istediğim yazının başlığı yazıyla çok alakalı olmayabilir-ama ola da bilir- önemli olan benim hollywood'dan etkilenerek her zaman kullanmak istediğim bir söz öbeğe(öbeği değil) olması.

Üniversite üçüncü sınıftayım, ilk iki yılımın sonunda öyle hayallerdeki(hollywood filmlerindeki) üniversite ortamını bulamamış olmanın hayal kırıklığıyla doluyum ve on hocadan dokuzunun ilk okul seviyesinde olduğunu düşünüyorum, bazılarına ilk iki sene sonundaki ders ilişkimiz neticesinde(beni bırakıp, bir bok bilmeyenleri geçirdi yavşamalar- hak edipte kaldıklarım değil bak valla) kin besler duruma gelmişim, tenhada kıstırırsam(chorome asabımı bozma kıstırırsam o kıstırır isem değil!) yapacaklarımı kafamda kurgulamışım. İşte bu tipteki 3 hocadan(bence hoca değil mallar ama şekile takılmıyorum işte) bir tanesi -ki beni ikinci sınıfta istatistik I dersinden bırakıp II dersinden geçirmişti kendisi(biri bilmeyen ikiyi nasıl geçiyorsa?) o sene ülke gibi karışık olan fakültemizde dekan yardımcısı pozisyonuna geldi ve bizim 3. sınıfta tam emin olmamakla beraber pazarlama araştırmaları(or samting layk det) olarak anımsadığım derste yine karşımıza çıktı. İlk derste bu dersi ilk defa bu sene aldığını bu yüzden her haftaki konuyu öğrencilere anlatacağını söyleyen bir hocayı siz ciddiye alır mısınız? Ben ve arkadaşlarım almadık. Arka sıralarda kendi alemimizde takıldık, sadece siyaset veya gündemle ilgili bir konu olduğunda tamamen zıt olduğum görüşlerini sınıfa empoze etmeye çalıştığı zamanlarda söz alıp sürekli üstüne oynadım. İşte derslerden bir ders sonunda önümüzdeki haftanın konusunu 3 kişiye bölüştürüyordu bu zerzevat. Bendeniz yine şamata alemlerinde takılırken birden kendi adımı duyunca irkildim, hayır sınıfta başka volkan yok -olsa, ah bir olsa- ve ben hemen anladım boktanovic bir olay başıma gelecek. Bu hoca olduğu iddia edilen şüpheli şahıs gelecek haftaki konuyu anlatacak kişilerden biri olarak beni belirlemiş hemde bu iş için o kadar gönüllü varken. Gönüllü olmasının sebebi malumunuz bölününce kişi başına üç beş sayfalık bir konuyu bir kaç cümle ezberleyip gerisini elindeki nottan okuyacak ve sınav sonucuna eklenecek ekstra ten point kazanacak. Ben kafamı kaldırıp sınıfta hocayla göz göze gelene kadar ağır çekimde hareket ettirdim, bütün ön grubunda bana dönmüş olması cabası, aşşağı yukarı aramızda vuku bulan konuşma;
Hoca(H): Volkan (gözlükleri düşürüp tepesinden bakma pozu)
Mi(M): eevvet (tek kaşı kaldırıp şüphelenerek bakma pozu)
H: Sen konu anlatmış mıydın?(çatık kaş pozu)
M: yyiiiiiuuuuuuu(bu yooo'nun yiiiuu haline gelme hikayesi başka) (çatık kaş pozu)
H: o zaman önümüzdeki hafta anlatanlardan birisi sen ol
M: Yok hocam sağ olun ben anlatmayayım
H: Anlat oğlum, herkez anlatacak
M: (içimden o herkez değil herkes bir kere denyo) başkası anlatsın hocam
H: Anlatmazsan puan eklemem kalırsın
M: Ben çalışır geçerim hocam(zaten bütün puanlı ödev derslerine karşıydım her zaman ders çalışıp geçmeyi ödev yapmaya yeğ tutardım.)
H: sınavda zor sorarım bak puan falanda eklemem
M: (acaba yapar mı lan?) (yanlardan gazlanıyorum bu sıra, olum tamam de 3 sayfa çıkar okursun) hocam ben anlatmasam olmaz mı?
H: olmaz! herkes anlatacak.
M: (lanet olsun ya) tamam anlatırım...

Akabinde ve detayında konuyu paylaştırıp bence en uzun olan bölümü bana yittiler. Sonra sabah kalktım(tamam tamam öğlen kalktım ama ikinci öğretim idim) 'bugün günlerden ne hangi dersler vardı?' diye bir düşündüm birde fark ettim ki pazartesi olmuş ve ben konu anlatacaktım. Etrafa baktım kitabım yok, normal olarak hiç açmayacağım bir kitabı almaya ihtiyaç duymamıştım. Arabaya atlayıp okula kitabın fotokopisini almaya gittim(böylede bir öğrenciydim) o sırada da zaman kaybetmemek için konuyu paylaştığım kişilerden birisi olan maki(boyu biraz(!) kısaydı) kod adlı, pınar adlı arkadaşı arayıp konu neydi kim nereyi anlatacaktı diye bilgi aldım, fotokopi kitabımı aldım ve eve dönüp bir yarım saat boş boş baktım ve hemen bugün anlatamayacağımı anladım. Sonra ev arkadaşlarım uyandı kahvaltımızı yaptık ve arkadaşlardan birisi karın ağrısı şikayeti çektiğini söyledi. Ben hemen atladım kardeş hastaneye gidelim zaten benim konu anlatmam lazım bugün okula gitmiyorum diye. Sonunda okula gitmedik ama hastaneye de gitmedik, oturduk güzel evimizde.
Bu haftada aynı hızda geçti, gene pazartesi gene bize yollar gene bize vuslat şarkısı eşliğinde okulun yolunu tuttuk. Bir kaç kişi çıkıp ellerndeki notlardan bir şeyler okudular ve benim kabusum yine ortaya çıktı. De javu yaşarcasına yine adımı duyup sınıfta boktanoviç bir olay yaşayacağımı anladım.

H: Volkan
V: efem
H: geçen hafta niye gelmedin
V: nasıl yani
H: geçen hafta sen konu anlatacaktım olum neden gelmedin
V: kişisel problemlerim vardı hocam ondan gelemedim(sırf hesap sorulmasından hoşlanmadığım için)
H: ders anlatacaktın o yüzden gelmedin sana sınavda eksi on puan vericem
V: (sigortalar attı-atacak) hocam ne burası ilk okul ne ben ilk okul öğrencisiyim eğer ders anlatmak gibi bir derdim olsaydı gelirdim hocam ben anlatmıyorum derdim herhalde sizde kalk tahtaya tek ayak üstünde bekle diyecek değildiniz bundan mı korkup gelmeyeceğim( pefff blöfe bak blöfe nasıl yaptım bunu bende hala bilmiyorum)
H: neden gelmedin o zaman
V: kişisel sebepler dedim hocam size bu konuda bir şey anlatmak istemiyorum( zaten gıcığım ya koparsa kopsun - yanarsa yansın)
H: o zaman bende anlatmamak için geldiğini düşünüp sınavda senden on puan keserim
V: (kendi kendime telkin;'sakin ol, saldırma') Bakın hocam, farkında mısınız burası ilk okul değil, benim sınavda aldığım puandan bir puan bile kesemezsiniz böyle bir hakkınız yok, millete puan eklersiniz o zaman.
H: görürüz bakalım kırabiliyor muyum!
V: görürüz bakalım!
H: Bende zor sorarım yapamazsınız anlatanlara puan eklerim. (çark!)
V: sorun(bırakınız sorsunlar, bırakınız istedikleri boku yesinler)... (ara verilir)

sınıf dağılır ev arkadaşlarının ikisi önden inerken bir diğer sınıf arkadaşı ve ben peşlerinden ilerleriz, ben derste olanlarla ilgili yakınma durumunda öndeki arkadaşlara duyurmak için yüksek sesle; 'YAAA BU HOCADA, BANA GICIK YAA!' der demez 3-4 metre ötedeki hocayı fark edip gayet uzamaya açık olan yaa sesini kesip dururum, ve bu olay okul bitene kadar hep kafa bulunulan bir konu olurken ben 'olum asıl küfür etmemiştim ben daha' diyip olaydan ucuz yırtmanın sevinciyle teselli bulurum.

O sene sonunda dersi bb gibi bir ortalamayla geçtim (yani fazlam vardı eksiğim yoktu) bu dallama hocada finalleri okumuş ve bana hala bak senin on puanını kıracaktım ama kırmadım diyor bende ders bittiğine göre 'heee hocam hee kıracaktınız kırmamışınız' diyerek geçiştirdim ama dışarı çıkınca arkadaşlara 'goduğuma bak laaa daha puan kıracaktım da kırmadım diyor sanki 10 puan kırsa kalacak mışım gibi' diye başlayarak gün boyu süren bir sövme seansı ile bu olayı kapattım.

bu da böyle bir hatıra, artık mesajı kendiniz çıkartın buradan. Türkçe dersinizi hatırlayın.
SORULAR
1)Parçanın ana fikri nedir?
2)Yazar 'goduğum' ile kimi nitelendirmiştir?
3)başka ne soruluyordu bu sorularda?
teşekkürlerrrr

2 yorum:

pixie dedi ki...

haha baya güldüm ya :))

demek işletme bana anlattığım bizim okulu andırdı da birden...

seni öğrenci topluluğu adına hoca karşısındaki cesur duruşundan dolayı tebrik eder ve başarılarının devamını dilerim :P

S_O_S dedi ki...

teşekkür ederim (: evet işletmeydi, artık bu durumda meslektaş mı demeli bölümdaş mı (: