20 Mart 2010 Cumartesi

Aşçı Yamağının Seyir Defteri




'Gölgelerin gücü adına güç bende artık' derdi çok sevgili he-man. Kendisinin çizgi filmdeki süper kahraman olmayan halinin adını neydi hatırlamıyorum çokta umursamıyorum, zaten benim favorim resimlerde gördüğünüz üzere Titrek(cringer)'di. Gayet makul, kendi halinde, beladan uzak durmaya meyilli bir canlıyken birden bu he-man'in gazı ve gölgelerin gücüyle kendinden geçer koskoca kaplanlıktan he-man için binek hayvanına dönüşürdü genelde bununla da kalmaz gider he-man'in kıçını kurtarırdı(ben öyle hatırlıyorum kendisini). Büyük hayvan hakları savunucu panter emel'in akrabası olduğunu varsaydığım, benim için he-man'den çok daha sevgili İskeletor da yine benim gibi Titrek'in bu hallere düşmesine yüreği el vermemiş ve he-man'a gerekli dersi vermek için elinden geleni ardına koymamış güzide bir insandı yine benim gözümde.

Tarihe gerekli notu düştüğüme göre bu alakasız meseleyi burada bırakıyorum. Hani bu blog nedir, ne işe yarar? gibi sorular sordum kendime, sonra baktım ki bir nevi hıristiyanların günah çıkarma olayı, anlat vicdanın rahatlasın balık bilmezse, okuyucu bilir. Bu hafta içinde yaptığım bir şeyi itiraf etmek istiyorum peder. Ben... ben.. Ben, büyük insan, saygı değer kişilik Mevlana'nın Mesnevi'sini yarım bıraktım. Evet, vicdan azabım büyük. Evet, Mevlana'nın nev-i şahsına münhasır kişiliğine hayranlığım(fark ettiniz mi 'nev-i şahsına münhasır'ı cümle işinde kullandım) aynen devam ediyor , olaylara ve kişilere bakış açısına ve gösterdiği reaksiyonlara gıpta ile bakmaya da devam ediyorum ama gel gör ki iş Mesnevi'yi okumaya gelince baştan sona okuyamadım ve başka kitaplara bakmak için bu seferlik pes ettim. Ama sevgili Mevlana sende öyle ağır yazmışsın ki arada ben okumayayım diye yaptığını bile düşündüm. Ben ki yarım iş yapmaktan hoşlanmam, başladığım şeyi iyi-kötü neticelendirmeye çabalarım, hayatım boyunca yarım bıraktığım film sayısı (bile) iki elin parmaklarını geçmez, senin kitabını yarım bıraktım. Böylece başlayıp da bitiremediğim ikinci kitap olmuş oldun. Birinciyi merak mı ediyorsun - okuduğuna göre ettiğini varsayıyorum; 'Karamazov Kardeşler(Dostoyevski)'. Hemde ayrı ayrı 3 dönemde denememe rağmen giriş bölümünden ileri bir türlü geçemedim. Artık onu böyle kabullendim ama vazgeçmiş değilim(henüz). Şimdi ben gideyim Mevlana'nın, Dostoyevski'nin yazdığı kitapları yarım bırakayım ama yaklaşık 6 ay gibi benim için rekor sayılacak kadar uzun bir süre sürse de 'Mit'in Gizli Tarihi(Tuncay Özkan)' gibi bir kitabı pes etmeyip sonlandırayım. Kendime hayret ediyorum, pes diyorum vallahi. Sırf apo'nun yakalanışı ile ilgili bilmediğim bir şey okuyacağım hayaliyle aldığım kitabın hiç faydası olmadı dersem yalan olur şimdi. Mesela Süleyman Seba'nın mitçi olduğunu ben bilmiyordum, sen? Birde Süleyman Askeri ve Eşref Kuşçubaşı gibi kişiler hakkında birkaç cümle söyleyecek duruma geldim. Buna da şükür.

2 yorum:

Eva dedi ki...

İmkanım olsa Benjamin Button'ı oracıkta, sinema salonunda bırakıp, jet hızıyla orayı terkederdim. Serdar Özkan'ın Kayıp Gül'ünü yarım bıraktım ben de... Baydı, dolandı da dolandı aynı yerde! Olsun ileride bi' zaman birikimlerimiz arttıkça okuruz biz de Mevlana'yı!
He-man'e gelince; küçükken annemin beyaz önlüğünü giyer "Orco" oldum ben diye ortalarda dolanırdım... :)Yazınız Volkan Bey, okuruz itinayla:)

Volkan dedi ki...

kısa kestim zaten aydın havası olsun diyerek yoksa 6 ayda okuduğum kitabı 3 satırda anlatarak bitirebilmem mümkün mü ? serdar özkan dediğinde futbolcu olanı aklıma geldi .

birde kuş kafalı manken gibi bir abla vardı he-man de.