10 Temmuz 2010 Cumartesi

Yolunun yolcusu


04.07.10 -ki kendisi geçen hafta pazara tekabül ediyor- sabahında düştüğüm tatil yollarımdan bugün akşam itibari ile dönmüş bulunuyorum. Yaklaşık 2500 kilometreye tekabül eden yolculuğum boyunca, başıma hiçbir iş açmayan, beni hiç bir sıkıntıya zerk etmeyen sevgili ve yeni(bizim için yeni çünkü 30 haziranda aldık) otomobilimize bu zevkli yolculuğu sağlayan en önemli etken olarak teşekkür ederim -evet duygusal bağ kurdum-.

Çocukluğumda çakal kasa olarak adlandırılan eski bir bmw'miz olduğunu hatırlıyorum-kısa süreliğine-. Açıkcası o zaman zaten onu sürebilecek kadar değildiğim(bulursam fotoğraf ile ispatlayacağım). Oyüzden bu seyahat hayatımdaki ilk gerçek bmw deneyimidir diyebilirim. Ve pailo da bmw de kullanmış biri olarak ikisi içinde aynı hız limitlerini uygulayan yasaları eşitlik ilkesine aykırı buluyorum aihm'e bu konu ile ilgili bir başvuru yapsam mı diye düşünmekteyim.

Tabi ben şimdi bunları yazıyorum ama niyetim bir şeyleri gözünüze sokmak veya nispet yapmak değil, olanı-biteni kayıt altına almak.Kamuoyuna önemle duyrulur falan.

Yolculuğa çıkmayı askerliğe başladığım günden beri planlıyordum. Gerçi planlıyordum diyorum ama planlı hiçbir iş yapmadım, sadece yap diyen nike(just do it) ilkesinden ilham alarak, yılların hayalini gerçekleştirmek niyetindeydim, planlı olan tek kısım herhangi bir yolculuk yapmamdı -ki işte bu sebepledir ki gittiğim yerlerdeki arkadaşlarıma ya oraya doğru yola çıkarken ya da birgün öncesinden haber vererek hareket ettim. Tabi bu kısım yüzünden bir kısmı ile görüşemedim ama bu şekilde hareket etmekten pişman değilim.

Güzergahım; Ankara -Eskişehir(1 gece) -Kocaeli, Gölcük(1 gece) -İzmir, Çeşme(2 gece) -Kocaeli, Gölcük(1 gece) -İstanbul(1 gece) -Ankara şeklinde oluştu.

Güzergah neden böyle diye düşünen yoktur ama olsun be "öyle düşünen birisi yok o yüzden açıklamayayım, öyle düşünen birisi olursa da öyle düşünmeyen birisi açıklasın" şeklinde karışık, "acaba bu ne demek istemiş, ne saçmalamış lan" dedirtecek bir cümle kurmaktansa açıklamayı yeğlerim. Şimdik şöyle oluyor; Eskişehir yolumun üstü oradaki dallamayı kandırıp Kocaeli'ne gitmek, oradaki diğer çok sevgili arkadaşımıda alarak hep beraber bir kaç gün tatile gitmek ki arada programı uyarsa bir diğer arkadaş içinde Bursa'ya da uğramak . Tabi şimdi birisi dallama birisi çok sevgili olunca bu arkadaşlardan siz hemen hangisinin benimle tatile geldiğini, hangisinin gelmediğini ve hangisininde elinde olmayan sebeplerle gelemediğini hemen anladınız.

Kısa süreli bir tatil olmak zorundaydı çünkü malum kpss vardı. Bu sebeple çok aşağıya inmeyip kafa dinleyecek bir yer hayal ederek bir süre önce gittiği Çeşme, Ilıca'yı çok öven ve bu övgüsünü gösterdiği fotoğraflarla süsleyen çok sevgili arkadaşımın etkisiyle Çeşme'ye gitmeye karar verdik.

Çeşme için söyleyecek pek fazla şeyim yok. Güzel ve istediğim gibi bir tatil oldu genel itibarı ile. Çok kalabalık değildi, açıkcası hiç kalabalık değildi Antalya ve yöresine kıyasla yani. Denizde 1 metrekarelik bir alanda zıplamak zorunda değildiniz, istediğiniz gibi özgürce kulaç atabilirdiniz -ki biz attık-.

Sonra dönüş yolu ve benim için yolculuğun en istediğim, en planladığım ve merakla beklediğim kısmı olan İstanbul bölümünün Gerçekleşmesindeydi sıra. Bu yola yanımda çok fazla hayalle çıktım. Bir kısmı orada bulunduğum sürece üstümde çok ağırlık yaptı. Bu yüzden bazı ters bakışların ve olumsuz düşüncelerin odağında olmuş olabilirim, tabii herkes tarafından değil. Yolculuğumun genel yapısına uymayarak bir kaç plan var olduğundan mıdır bilmiyorum ama olmadı, planlar tutmadı. Bir kaç pişmanlık, biraz hıyarlık, sıfır kötü niyet.
En zevk aldığım, en pişman olduğum, en bitmesin istediğim, en sıkıcı olduğum, en güzel, en rahatsız olduğum, en iyi, en hayal kırıklığı yaratan, en mutlu olduğum kısımlar İstanbulda'ydı. Zaten İstanbul'dan da böylesi beklenir değil mi?(yazarken kendimi hiç kısıtmaladığım çok belli oluyor mu?)

Bütün bu yolculuğum boyunca beni karşılayan, ağırlayan, gezdiren, bana katlanan, kendi yoğun hayatlarında bana da yer açan, benide planlarına katan, asık suratıma katlanan arkadaşlarıma ve rahatım için ellerinden geleni yapan ailelerine, yolculuğum boyunca bir kere bile çevirmeyen polisimize ve tabi maddi ve manevi sponsorum olan aileme en içten teşekkürlerimi iletirim, onların burayı okumayacağını bilerek. Sizin için elimden ne gelirse yapmaya hazırım.

p.s: Yazı boyunca kendisinden hiç bahsetmediğim birde navigasyon aleti var ki kendisine de genel olarak müteşekkirim(özellikle istanbul kısmında yola çıkmamdan önce yaptıkları yüzünden)

p.s(2):Yok ısrar etmeyin yolda nasıl yanma tehlikesi(abartıya bak) atlattığımı yazmayacağım.

5 yorum:

Eva dedi ki...

İstanbul ayağındaki olayları da istiyorum. Eva'nın aklına bile gelmemesi de dahil!

Volkan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Volkan dedi ki...

kpss...istanbul...gezmek...sen gitmek sınav...şom ağızlı olmak... dalgınlık... ehem öhöm neyse ben sana döneceğim (:
şimdi önceki yorumu sildim ama sadece tek bir harflik yazım yanlışı sebebiyle, başka bir şey gelmesin aklına (:

Eva dedi ki...

Aynı hatayı 2 kez yapmak saçma olur di mi? Evet olur, yapma o zaman!

Volkan dedi ki...

ömür billah öğrenciyim , öğrenirim (: